Öğle arasında ofisten kaçıp alt kattaki kafeye indim
“Öğle arasında ofisten kaçıp alt kattaki kafeye indim. İçerisi kalabalık, herkes acele içinde. Sıra bana geldi, “orta boy latte” dedim sadece. Ne gülümseyecek enerjim vardı ne de ekstra bir şey isteyecek hâlim.
Barista bardağın üstüne adımı yanlış yazmış. Normalde dalga geçer fotoğrafını çekerdim, bu kez sadece baktım. O kadar yorgunum ki, adım bile bana yabancı geldi. Masaya oturunca telefonumu elime aldım, kimse yazmamış. Ben de kimseye yazmadım. Bildirim sesleri susunca, kafamın içi daha da gürültülü oldu.
Kahveden bir yudum aldım, tadı ne iyi ne kötü. Sanki bütün günümün özeti gibiydi: idare eder. Camdan dışarı bakarken, yoldan geçen insanların yüzlerine takıldım. Kimse birbirine bakmıyor, herkes bir yere yetişmeye çalışıyor. Bir an durup düşündüm: “Ben nereye yetişiyorum?”
Mola bitince bardağı çöpe attım. Üstündeki yanlış yazılmış isim de benimle birlikte kayboldu. Geri ofise dönerken, en çok canımı yakan şeyin yorgunluk değil, kimsenin “İyi misin?” diye sormaması olduğunu fark ettim.”
3 beğeni